|
Deprem,
çadır yangınları, kaybolan canlar
23 Ekim2011’de vuku bulan Van depremi milletimizi bir kez daha acılara
boğdu. Kızılay’ın özveri ile gecikmeli de olsa evsiz kalmış ya da evleri hasar
görmüş vatandaşlara geçici barınak olarak çadır temin ettiğini medyadan
izledik.
Ne var ki deprem
sonrası yaşanan çadır yangınları işin tuzu biberi oldu. Aradan 2 ay geçmiş olmasına rağmen çadırlar birbiri
ardına çıra gibi yanmaya ve etrafındaki
eşyaları ve birçok canı da beraberinde götürmeye devam etmektedir. Çadır
yangınlarının faturası ise çadır sakinlerinin ihmaline ve mukadderata
kesilmektedir.
Medyadan
izlediğimiz kadarıyla çadırların niçin yangını körüklercesine alev alıp yandığı
üzerinde kimse durmadı. Duruma maalesef tekstil camiamız, firmala-rımız, kurumlarımız ve üniversitelerimiz de seyirci
kaldı.
Kızılay Genel Müdürü, basın açıklamasında, stokta yeterli miktarda
çadır bu-lunduramadıklarını, çünkü çadırların uzun süre bekletildiği zaman
küflenip çü-rüdüğüne değindi. Ancak
çadırların niçin aniden tutuşup yandığı hususunda sessiz kaldı.
Kızılay genel Müdüründen, uzmanlık alanına girmediğinden, tekstillerin uygun klimatize edilmiş
ortamlarda ve uygun biçimde istifleme yapıldığı takdirde uzun süre durumunu
muhafaza edebileceğini bilmesini beklemiyoruz. Ancak bu konuda en azından
üniversitelerimize danışılabilirdi diye düşünüyorum.
Tekstilde geç
tutuşurluk terbiyesi olarak anılan bir işlem vardır. Bu işlemi gören kumaşlar
yanar, ancak ısı derecesi belli bir seviyeye yükseldikten sonra alev alır.
Hatırlanacaktır, yıllar önce sigara izmaritlerinin yol açtığı otel
yangınlarının önlenmesine yönelik olarak, özellikle otellerde kullanılan,
perde, döşemelik, halı ve buna benzer mefruşatın güç tutuşurluk terbiyesi görmüş olması birçok ülkede yasalara bağlanmıştı. Bu işlem çadır bezlerine de uygulanabilir.
Kızılay Genel
Müdürlüğünün “Güç Tutuşur Çadır
Bezi ve Afet Çadırı Üretimi ve Çadır
ergono-misi” adı verile-bilecek bir proje veya tez çalışmasını bir üniversitenin (Tekstil
Bölümü) akademisyenleri ile birlikte uygulamalı olarak başlatması ve ülkemiz
iklim ve coğrafyasına uygun güç tutuşur materyalden mamul bir çadır tipinin
geliştirilmesinin zamanı gelmiştir diye düşünüyorum.
Bu önerimiz gerçekleştirilirse deprem sonrası
vuku bulan çadır yangınlarında can ve mal kayıplarının büyük oranda önüne geçilebilecektir
.
Saygılarımla
Tuğrul MADRAN
|